İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Muazzez İlmiye Çığ’ın Gilgameş Adlı Kitabının Değerlendirmesi

Gilgameş” isimli bu kitap, Er Sülaleler II Dönemi’nde Uruk kralı olan Gılgamış’ın başından geçen maceraları konu almaktadır.Destanın büyük bir kısmı eksiktir.Muazzez İlmiye Çığ, çiviyazılı metindeki tabletteki kırıklar sebebiyle oluşan boşlukları tamamlayarak yeni bir çeviri yapmıştır.

Destanı kısaca özetlemek gerekirse ilk olarak Gılgameş’in doğumundan ve kral oluşundan bahsedilmektedir.Bir falcı Gılgamış’ın kral olan dedesine kızının bir oğlu olacağını ve çocuğun onu tahtından edeceğini söylemiştir.Kral bunun üzerine ne kadar önlem alırsa alsın kızının hamile kalmasını engelleyememiştir.

Doğan çocuğu yine büyük çabalarla tahttan uzak tutmaya çalıştıysa da kral öldükten sonra kralın torunu olduğunu bilmedikleri halde halk tarafından seçilerek kral olmuştur.Bu kısımda bizlere “Tufan”dan sonra Uruk şehrinin var olan ilk şehirlerden biri olduğu ve Tufan’dan Gılgamış’a dört kralın bu şehirde hüküm sürdüğü bilgisi verilmektedir. Yine bu bölümde Gılgamış’ın kral olur olmaz şehri korumak için bir duvar yaptırdığı anlatılmıştır. Bu sebeple oldukça fazla övülmüştür.Fakat Gılgamış bununla da yetinmemiştir.Adını yaşatmak istemiştir.Bunun için arkadaşı Enkidu’ya danışmıştır.Enkidu,Sümerce hikayede Gılgamış’ın hizmetkarı olarak anlatılmışken Akadca metinde arkadaşı olarak geçmektedir.Muazzez İlmiye Çığ da Akadca’sındaki gibi arkadaşı olarak aktarmıştır.Enkidu ile diyaloğunda Kiş şehri kralı Agga ile mücadelesinden galip çıkması vurgulanmıştır.Gılgamış’ın isteği halkının başına bela olan Ejder Huvava’yı yok etmektir.

Enkidu, ormanda bir avcı tarafından bulunmuş ve Tanrıça İnanna’nın tapınağında görev alan rahibe Şamhat tarafından eğitilerek Gılgamış’ın karşısına çıkmıştır.Kavgaya tutuşmalarına rağmen ikisi de birbirinden güçlü olduğundan kazanan taraf olmayacağını anlayıp dost olmuşlardır.

Muazzez İlmiye Çığ’ın Gilgameş Adlı Kitabının Değerlendirmesi
Sümerler Gilgameş

Ejder Huvava, Gılgamış’ın halkı için büyük tehdit oluşturmaktadır. Gılgamış da Ejder Huvava’yı öldürerek adını yaşatmayı istemektedir. Arkadaşı Enkidu ile çıktığı bu maceradan galip dönmüş ve ülkesinde kahraman olarak anılmaya başlamıştır.Tanrı Enlil’in canavarı öldürdüklerinden onlara kızmaması için Enlil’in tapınağına bir yapı yaptırmak üzere ormanın en uzun ve en kalın ağacını da beraberinde götürmüşlerdir.

Artık sadece kral değil ayrıca bir kahraman olarak anılan Gılgamış ve arkadaşı Enkidu’nun mutluluğu uzun sürmemiş Tanrıça İnanna ağacın kesilmesine çok sinirlenmiş ve bunu affedebilmesi için Gılgamış’ın kendisiyle evlenmesini şart koşmuştur.Tanrıça İnanna ile evlenmek de evlenmemek de kötü sonuçlar doğuracağı için Gılgamış bunu kabul etmemiştir.Sinirlenen İnanna Gök Boğası’nı yere indirmiştir.Gök Boğası’nın verdiği hasardan dolayı Gılgamış boğayı öldürüp yine halkının gözünde kahraman olmuştur.

Fakat yine başlarındaki sıkıntılar bitmemektedir.Tanrılar tüm bu olanlara sinirlenmişler Enkidu’nun ölmesine karar vermişlerdir.Enkidu bunu rüyasında görüp Gılgamış’a rüyasını anlatmıştır.Gılgamış bunun olmasına izin vermeyeceğini söylese de Enkidu hastalanıp ölmüştür.

Gılgamış arkadaşının ölümüne çok üzülmüş ve onu bir kez daha görmek için Tanrı Enki’ye çok ısrar etmiş ve ondan Tanrı Şamaş’ın yeraltında açtığı delik sayesinde kısa bir süre de olsa arkadaşını görebileceğini öğrenmiştir. Tanrı Enki’nin de yardımıyla Tanrı Şamaş ikna edilmiş ve Gilgameş arkadaşı Enkidu’yu son bir kez görebilmiştir.Fakat bu görüşmelerinde arkadaşından ölümün ne kadar kötü olduğunu dinleyince bu sefer de kendisi için endişelenmeye başlamıştır.Ölümden korktuğundan daha önce ölümsüzlüğü elde etmiş biri olan Utanapiştim’i (Zivsudra) aramaya koyulmuştur.

Muazzez İlmiye Çığ’ın Gilgameş Adlı Kitabının Değerlendirmesi
Sümerler Gilgameş

Uzun yollar aştıktan sonra bir içki evinde Siduri adında meyhaneci bir kadın ile tanışmış ve başından geçenleri ona anlatmıştır.Utanapiştim’e ulaşmak istediğini söylemiştir.Bunun üzerine kadın Utanapiştim’e ulaşması için Gılgamış’ı kayıkçı Urşanabi’ye yönlendirmiştir.Bir tekne yolculuğundan sonra Utanapiştim’e ulaşmıştır.Utanapiştim’e de başından geçenleri anlatmış ve ölümsüzlüğü nasıl elde edeceğini sormuştur.Kitabın bu kısmı Utanapiştim’in dilinden Tufan Olayı’nın anlatıldığı kısımdır.Tanrılar insanları yok etmeye karar vermişlerdir.Diğer Tanrıların kararını uzaktan dinleyen Bilgelik Tanrısı Ea bu fikre karşı olduğundan o sırada Tanrılara dua etmekte olan Şuruppaklı Utanapiştim’i bu konuda uyarmış ve bir gemi yapmasını istemiştir.

Tanrı Ea’nın isteği üzerine halkından tufan olacağını gizleyerek gemisini yine Ea’nın istediği gibi inşa etmiştir.Geminin yapımı yedi günde tamamlanmıştır.Suya indirilen gemiye Utanapiştim alması gereken her şeyi almıştır.Fırtına başlayınca da Tanrı Şamaş’ın emriyle kapıları kapatıp gemiye girmiştir.Altı gün devam eden fırtınanın ardından yedinci gün Utanapiştim kapıları açıp etrafı kontrol etmiştir.Her şeyin yok olduğunu görmüştür.Bir süre sonra karaya ayak basıp Tanrılar için kurbanlar yapmıştır.Tanrı Enlil insanların hâlâ yaşadığını görünce çok sinirlenmiş ve Tanrı Ea ile bunun için tartışmıştır.Fakat sonunda Utanapiştim’e ölümsüzlüğü bahşetmiştir.

Utanapiştim, Gılgamış’a ölümsüzlüğün formülünü söyleyememiştir fakat eli boş döneceğinden çok üzüldüğünü görünce ona gençliğin sırrını vermiştir.Gençlik sırrı olan “dikenli otu” da bir yılana kaptıran Gılgamış, eli boş ama büyük tecrübeler edinerek sevgili şehri Uruk’a dönmüştür.

Kitabın sonraki bölümlerinde kısa kısa Gılgamış Destanı’nın bulunuşu,Gılgamış’ın şahsiyeti,destanın yazılı olduğu tabletlerin özeti yer almaktadır.Son olarak Gılgamış’ın ölümü verilmiştir.Hastalanıp yataklara düşen Gılgameş’e Tanrılar ölümsüzlüğü verememişler ama onu yeraltında sözü geçen biri yapmışlardır.Mezarının yapımında tüm halkı beraber çalışmış ve herkes ölümüne çok üzülmüştür.

Muazzez İlmiye Çığ’ın Gilgameş Adlı Kitabının Değerlendirmesi

Kitap, yazarı Muazzez İlmiye Çığ’ın da belirttiği gibi özellikle şiir şeklinde değil öykü şeklinde yazılmıştır.Dili yalın ve akıcıdır.Anlaşılacağı üzere amaçlanan okuyucuyu sıkmadan keyifli bir şekilde eserin okunmasını sağlamaktır.Şahsi fikrim amaca ulaşıldığı yönündedir.Çünkü bu özelliğinden dolayı akılda kalıcıdır. Ayrıca bence “Tanrılar”ın değil de “insan ve insan faaliyetlerinin” ön planda olması dikkat çekicidir.Örneğin, Gilgameş, kral da olsa olağanüstü güçte olup olağanüstü yaratıklara karşı da savaşsa insani özelliklere sahiptir.Enkidu ile karşılaştıkları ilk an sinirlenmiş,arkadaşını kaybettiğinde acı çekmiş,ölümden korkmuştur.İyi bir dost ve iyi bir evlat olmaya çalışmıştır.

Her bölümde bizlere Eski Mezopotamya tarihi ve kültürü hakkında bilgiler verilmektedir.Örneğin ilk bölümde duvar yapımı anlatılırken “başka ülkelerden yığınlarla satın alınan odun” denmesi bize ticaretin var olduğunu, Tanrı Enlil’in Tapınağı’na inşa edilecek tapınak için kesilen odunun Fırat Nehri üzerinde taşınması ise Fırat Nehri’nin ulaşım amacıyla kullanıldığını göstermektedir.Bunlar haricinde bebekleri annelerinin eğitmesinden Enkidu’yu bulan avcının onun da bir kadın tarafından eğitilmesi sonucuna ulaşmasından “kadının toplumdaki yeri” hakkında bilgi edinilmektedir.

Enkidu’nun yatakta ölmekten korkup savaşta ölmek istemesinden toplumun gözünde kahraman olmanın önemli olduğu görülmektedir.Ejder Huvava’nın öldürülmesi olayında iki ayrı meclise danışılmasından meclis olduğu ve halkın görüş bildirdiği fakat son sözün krala ait olduğu çıkarılmaktadır. Bu ve bunun gibi bilgiler doğrudan doğruya verilmemiş bana göre okuyucunun fark etmesi için ve aklında canlandırabilmesi için öykünün içerisine ustalıkla yerleştirilmiştir.Kitap,tüm bunlardan dolayı Eski Mezopotamya Tarihi için önemlidir. Bana göre hiçbir zayıf yönü bulunmamaktadır.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    %d blogcu bunu beğendi: