İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Avrupa Erken Modern Dönemde Din ve Özgür Düşünce

15.yüzyılın sonları Avrupa için bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde “birey” kendisini baskılayan otoritelerin karşısında durmaktadır. Dünyayı artık farklı bir bakış açısıyla görmekte olan birey aracıların varlığını reddederek Tanrı’yı kendi hür iradesiyle bulmaya çalışmaktadır. İşte bu “birey” modern çağın temelini atan bireydir.

Düşüncedeki özgürleşme 14. yüzyıl Avrupa’sında “Hümanizm” ile başlamıştır. Papa’nın güçlenmesinden rahatsız olanlar dini metinleri araştırmaya başlamışlardır.Bu araştırmalar sonucunda tercüme faaliyetleri ortaya çıkmış ve bu sayede “Ortaçağ insanı” tanımı kırılmaya başlamıştır.Hümanizm, ateşli bir eleştirinin doğmasını sağlayarak Rönesans ve Reform’a sebep olmuştur

Rönesans, Hümanizm’in sanattaki adı olarak kabul edilebilir.Bu isimlendirme 19. yüzyılda yapılmıştır.Rönesans, Ortaçağ’dan kesin bir kopuş değildir.15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşen bilimsel ve sanatsal yenilenme hareketini ifade etmektedir.Ortaçağ düşüncesine karşı Antik düşünce örnek alınmıştır.Amaçları kiliseyi devreden çıkarmak değildir.Etkisi azaltılmaya çalışılmıştır.Eleştirel düşüncenin yaygın olduğu Floransa’da ortaya çıkan Rönesans, Medici ailesi tarafından desteklenmiştir.Hakimiyetlerini sürdürebilmek için görselliğe ihtiyaçları olduğundan sanata yatırım yapmışlardır.

Rönesans döneminde daha önceden temelleri atılmış olan endüstri alanlarında da büyük bir gelişme yaşanmıştır. Saatçiliğin gelişmesiyle insan, zaman kavramına hakim olmuştur.Matbaanın icadı ise düşüncenin yayılmasına olanak sağlamıştır.Hümanistlerin ve Reform taraftarlarının ortaya koyduğu düşüncelerin yayılmasına aracılık etmiştir.

Kristof Kolomb, Vasco de Gama ve Macellan’ın yolculukları Avrupa’nın düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.Keşfedilen yeni topraklara Avrupa düşünce dünyası da taşınmış böylece Avrupa düşüncesi dünya çapında daha geniş alanda etkin olmuştur.Aynı zamanda farklı toplumlar ve ülkelerin daha iyi tanınmasına ortam hazırlanmış bu sayede farklı fikirler farklı coğrafyalarda yayılmaya başlamıştır.”Evrenin merkezinde yer alan düz dünya” fikri kırılmıştır.Gökbilimciler ve haritacılar tarafından “dünya” yeniden tanımlanmaya başlanmıştır.

Reform, sömürü düzeni kurmuş olan kiliseye karşı bir hoşnutsuzluğun ifadesidir.Yalnızca 16. yüzyıla özgü değildir.Sadece daha önce ortaya çıktığı coğrafyada ve zamanda destek bulamamıştır.16. yüzyıldan önce gerçekleşmiş olan bir takım olaylar Reform hareketine başarı kazandırmıştır.

15.yüzyılın sonlarında papalığa karşı duyulan öfke ve nefret doruğa ulaşmıştır.Luther’in öncüsü olduğu Reform hareketi matbaanın keşfiyle kilisenin temellerini derinden sarsmıştır.Ancak kilisede köklü bir değişikliğe adım atmak bu kadar basit değildir.Siyasi onay da gerekmektedir.Kilise ve ulus devletleri arasında uzun süredir devam eden çatışma ancak 16. yüzyılda yöneticilerin Roma’dan uzaklaşmasına ve alternatifler yaratmasına olanak sağlamıştır.Yükselişe geçen ulus bilinci de Reform hareketine ortam hazırlamıştır.

Reform’un öncüsü olan Luther’i Calvin izlemektedir.Calvin sürecin vardığı son noktadır.Kilise, bireyin gerisinde kalmıştır.Reform, bireylerin aklına ve vicdanına seslenmektedir.Bu sayede bireysel iman ve bireysel düşünce oluşmuştur.Ayrıca bu sayede eşitlik kavramının oluşumuna da katkı sağlanmıştır.

17.yüzyılın sonlarında her alanda büyük hareketlilikler yaşanmaktadır. Bu çağ şüphecilik ve bunalımlar çağıdır. Siyasal ve ekonomik krizler yaşanırken bir yandan da sanat alanında, bilim alanında da krizler yaşanmaktadır. Buna göre 17. yüzyıl yapılanma ve düzenlenme çağıdır. Akıl ve şüphe önüne gelen her şeyi yıkarak her şeyin yeniden başlamasına olanak sağlamıştır.

18. yüzyılda Akıl Çağı en güçlü zamanını yaşamıştır.Merkezi Fransa’dır.Bu yüzyıl, eleştirel tutuma ve özgür akıla dayanan bir yüzyıldır.Bireyler bağımsız olmayı ve hiçbir otoriteye boyun eğmemeyi başarmıştır.

Tüm bunlar Avrupa’nın zincire vurulmuş düşüncesinin özgürleşme sürecidir.Hiçbir şey bir anda olmamış fakat olan her şey bir diğerini etkilemiştir.İnsanların hayata bakış açısı sadece kilisenin açtığı pencere iken gelişmeler bu pencereyi daha da genişletmeye olanak sağlamıştır.İnsan düşünce dünyasının sınırları kendini aşarken aynı zamanda gerçekleşen etkileşimler sayesinde Avrupa düşünce dünyasının sınırları da kendini aşmıştır.Öyle ki bahsettiğimiz tüm gelişmeler günümüzü,bizleri de etkilemektedir.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    %d blogcu bunu beğendi: